Cuma, Eylül 10, 2010
Haber Arşiv

Haberler

Katiller Kestikleri Parmakları Savaş Hatırası Yaptılar!

Afganistan’da görev yapan 12 ABD askeri, gizli bir cinayet timi kurmak ve öldürdükleri Afgan sivillerin parmaklarını “savaş hatırası” olarak yanlarına almakla suçlanıyor. İngiliz the Guardian gazetesinin haberine göre, kendilerine “Ölüm Tim”i diyen Kandahar’da konuşlu 12 askerin beşi cinayet, diğer yedisi ise cinayetleri örtbas etmek suçlamasıyla karşı karşıya. Askerlerden en az birinin kurbanların parmaklarını anı olarak aldığı, bazılarının da cesetlerle fotoğraf çektirdiği öne sürülüyor.

Çavuş Irak’ta görev yapmıştı

Soruşturma belgelerine göre cinayetler, daha önce Irak’ta görev yapan Çavuş Calvin Gibbs’in gelişiyle başladı. Askerler, Gibbs’in kendilerine el bombası atarak sivilleri öldürmenin ne kadar kolay olduğunu anlattığını aktardı. Cinayetler mayıs ayında, birliğinde görevli bazı askerlerin uyuşturucu kullandığını üstlerine rapor eden bir askerin saldırıya uğramasıyla ortaya çıktı. Suçlamaları reddeden askerlerin idam ya da ömür boyu hapis cezası alması bekleniyor.

Dinlemenin 37 Farklı Yolu

Ankara Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasına giren telefon dinleme raporunda çarpıcı bilgiler yer alıyor

Ankara Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasına giren telefon dinlemeye ilişkin raporda, “kulak misafirlerinin” tam 37 farklı yöntemle dinleme yaptıkları ortaya kondu. Raporda, casus yazılım yönteminden konuşmadaki belirli sözcüklerin seçimine, lazer tabancasından vakumlama yöntemine kadar çok sayıda yöntem ayrıntılı olarak irdelendi.

Ankara Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma için düzenlenen yasadışı telefon dinleme yöntemleriyle ilgili rapor, “kulak misafirlerinin” tam 37 farklı yöntemle dinleme yaptıklarını ortaya koydu. Raporda, casus yazılımlardan konuşmadaki belirli sözcüklerin seçiminden lazer tabancasından vakumlama yöntemine kadar çok sayıda yöntem ayrıntılı olarak irdelendi.

Ankara Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasına giren telefon dinlemeye ilişkin raporda, ortaya konulan izleme/dinleme yöntem ve yollarından öne çıkanlar şöyle:

GSM Scanner Aynı addaki cihazla belli bir bölgede, havadaki GSM frekanslı sinyaller taranıp bulunabilmekte, saptanan görüşmeler görevlilerin sahte baz istasyonu adı verilen bir başka cihazla, hedef bölgedeki cep telefonlarının sinyal aldığı baz istasyonları ele geçirilerek izlenebilmektedir.

Lazerle dinleme Hedefteki kişinin bulunduğu bina izlemeye alınabilmekte, söz konusu binadaki pencerelere lazer sinyali gönderilerek cihazın alıcısı ile camdan yansıyan sinyaller deşifre edilebilmektedir.

Bilgisayar üzerinden Kim kiminle ne zaman iletişim kuruyor sorusunu cevaplandırmak için uygulamada, pek çok teknik ve yöntem kullanılarak kişisel bilgisayarlar üzerinde yapılan internet gezintileri, e-posta trafiği, anlık ileti trafiği tespiti yapılabilmektedir.

Cep telefonları Cep telefonu işletmecileri; kimin, kimi, ne zaman aradığı ya da kısa mesaj gönderdiği ve kiminle ne kadar süre konuşma yapıldığına ilişkin bilgiye sahip durumda olup, bu kayıtları istenildiği zaman Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na iletmektedirler.

Küresel konum belirleme (GPS) Yer tespiti konusunda temel bir yöntem olarak görülmektedir. Düzenli olarak bilgi yollayan uydulardan oluşmuş bir ağdan radyo sinyalleri aracılığıyla bilgi alınarak yer tespiti yapılmaktadır.

İstihbarat uyduları Özellikle askeri amaçlı olarak gökyüzünde yörüngeye yerleştirilmiş uydular aracılığıyla yeryüzündeki kişi ve tesislere ilişkin ayrıntılı görsel malzemeler ve çeşitli bilgiler edinilebilmektedir.

Casus yazılımlar Bu yazılımlarla görüntülerin aktarımı da yapılabilmektedir. Bunların her biri için ayrı programlar bulunabileceği gibi tüm bu işlevleri yerine getiren yazılımlar da piyasada satılmaktadır. Bazı casus yazılımlar bu tür işlemler için bilgisayardaki bluetooth özelliği ile bağlantılı olarak aktarımı gerçekleştirmektedir.

Ortam dinlemesi Cep telefonlarına yüklenen casus yazılımlar, böcek, lazer dinleme, vakumlama, mikrofonu olan bilgisayarlara yüklenen yazılımlar, casus kulaklık, sabit telefon, çiçeklik, saat gibi aletlere takılabilen aparatlar ile o ortamda yapılan konuşmalar dinlenip kaydedilebilmektedir.

Böcekli dinleme Böcek tabir edilen dinleme cihazları yalnızca 15 gram ağırlığında olup tüm istihbarat servisleri tarafından kullanılmaktadır. 18 saat ömrü olduğundan kısa operasyonlarda tercih edilmektedir. Bir radyo vericisinden ibaret olan cihaz, 24 metre mesafedeki tüm sesleri alabilmekte ve ortamdaki konuşmaları radyo alıcısına göndermektedir. Cep telefonlarının kapalı olması durumda bile çalışan ve ortamdaki konuşmaları aktaran sistemler geliştirilmiştir. Ortamda bilgisayar bulunması durumunda da yapılan konuşmaların dinlenme ve kaydedilme imkânı vardır.

Vakumlama yöntemi Bu yöntemde çanağa benzer bir alet söz konusudur. Çanağın dinlenmek istenen yöne çevrilmesiyle çanaktaki mikrofonda toplanan ses dalgaları kaydedilmektedir. Açık alandaki konuşmaların dinlenmesi için kullanılabilecek bir sistemdir.

Lazer tabancası Çanağa benzer bir aletin yanında lazer tabancasının doğrultulduğu yerdeki sesin yaydığı titreşimlerin algılanması esasına dayanmaktadır. Bu yöntemde lazer ışığı içerideki konuşmaların yaydığı ses dalgalarının pencere ve camdaki titreşimlerini algılayarak dinlemeyi yapana göndermektedir. Uzak mesafeden kapalı bir alandaki konuşmayı dinlemek için uygun bir sistemdir.

Echelon Bu sistemde dünyada internet üzerinde yapılan iletişim de dahil olmak üzere tüm uydu tabanlı iletişim denetlenmektedir. Bütün dünya üzerindeki uydu tabanlı iletişimi izleyen ve 5 devletin gizli servislerinin ortaklaşa çalışması sonucu kurulan ECHELON sistemi dünyanın çeşitli yerlerine konuşlandırılan antenler sayesinde tüm uydu tabanlı iletişimi (telefon görüşmeleri ve elektronik posta trafiği de dahil olmak üzere) gözetlemektedir.


İLHAN TAŞCI /   Cumhuriyet 10.09.2010

Derelerin İntikamını Ağır Olur!

Ayamama Deresi’nin taşması sonucu 30 kişinin yitirdiği sel felaketi unutturuldu. Bir yılda ne değişti? Islah çalışmalarının başlatıldığı bölgede şimdi bir okul 23 bin öğrencile kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bir yılın sonunda ise sadece sigorta şirketleri Ayamama’yı hatırlıyor.

“Avrupa Kültür Başkenti” olmaya hazırlanan İstanbul, geçen yıl bugün üç saatte sele teslim oldu. İkitelli'de ne muson yağmurları vardı, ne de tsunami. Sadece sağanak yağış. Ancak sonuçları o felaketleri aratmadı. İkitelli ve Ayamama Deresi başta olmak üzere selde aralarında kapalı kasa serviste feci şekilde can veren 7 tekstil işçisinin de bulunduğu 30 kişi yaşamını yitirdi. Bir yılda ne değişti?

BİR YILDA NE DEĞİŞTİ?

Derenin ıslah çalışmaları başlatılıp kaçak olan bazı binalar yıkılırken, şimdi dere yatağında bina ve iskeleden geçilmiyor. Hatta dün 50 metre mesafeye kadar inşaat izni verilmeyen Ayamama'da şimdi dereye neredeyse sıfır noktada bir okul yükseliyor. Derenin hemen yanı başında ve Atatürk Havalimanı'na 440 metre mesafede bulunan 'ağaçlandırma alanı' olarak ayrılan yeşil alan çok yakında öğrencilere kapılarına açacak.

30 kişinin öldüğü sel felaketinden okulun birinci katına kadar su dolması da inşaatı durdurmaya yetmedi. Fatih Koleji Merkez Kampüsü, 2 bin 98 öğrenci ile 2010-2011 öğretim yılında eğitim ve öğretime başlıyor. 65 bin metre kare kapalı alana sahip okulda anaokulu, ilköğretim ve lise binalarıyla birlikte yurt binası, 8 laboratuvar, 91 derlik, kütüphane, kafeterya, yemekhane, 2 kapalı spor salonu da var.

SADECE SİGORTA ŞİRKETLERİ HATIRLIYOR

Şimdi seli sadece sigorta şirketleri hatırlıyor. Onlar da, masraflarının peşine düştükleri için. Felaket nedeniyle yaklaşık 600 milyon lira ödeme yaptıkları belirtilen sigorta şirketleri, Bayındırlık Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, Bahçelievler Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyeleri'nden “taşkına neden oldunuz, hizmet kusuru işlediniz” diyerek zararlarının tazminini istediler.

Akşam gazetesine göre, Bayındırlık Bakanlığı “sorumluluğumuz yok” diye cevap verirken, diğer kurumlar ise yaşananın beklenmeyen doğa olayı olduğu, fazla yağmur yağması nedeniyle taşkınların olduğunu belirterek “bizim kusurumuz yok” dedi. Sigorta şirketleri bunun üzerine dava açma hazırlığı başlattılar. Bir şirket; Bayındırlık Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, Bahçelievler Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyeleri'ne dava açtı.

BAŞBAKAN NE DEMİŞTİ?

Tepkiler üzerene Başbakan Erdoğan, “Dere yataklarında imara izin vermeyeceğiz. Biz buralara binalar yaparsak, dere yatağında bu yapıları yaygınlaştırırsak derenin intikamı ağır olur. Şu anda olan budur” demiş, ancak Ayamama'nın kendisinin belediye başkanlığı döneminde imara açıldığı ortaya çıkmıştı.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin imar planına ilişkin yaptığı her itiraz, mahkemeler tarafından kabul edilmiş, ancak Erdoğan'dan sonra koltuğa oturan diğer belediye başkanları da, her mahkemeyi bir üst mahkemeye taşıyarak, kaçak yapılaşmaya izin vermeye devam etmişlerdi. En son Danıştay 6. Dairesi, 15.08.2007'de, tam on yıl sonra verdiği nihai kararla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin imar planını iptal etmişti. Tabi atı alan çoktan Üsküdar'ı geçmiş, dere yatağı kaçak yapılarla dolmuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a ise selin sorumluluğunu 'cahil' halka yüklemeye çalışmıştı. Ama Topbaş'ın da, Ayamama Deresi yatağını çok katlı binalarla doldurmak için imar planında değişikliğe gittiği ortaya çıkmıştı. Kağıt üzerinde hala “rekreasyon (yenilenme) alanı”, “kent mezarlığı”, “spor alanı” ve “yeşil alan” olarak görülen bölge, yüksek yoğunluklu ve çok katlı yapılaşmaya açan plan değişikliği, sel olduğunda İBB Meclisi'nde oylamayı bekliyordu.

Paraya İhtiyacı Olduğu İçin Kapkaççılık Yapan Üniversite Öğrencisi!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Bu yıl ki YGS sınavlarında iyi bir derece aldı. Bu dereceyle İzmir 9 Eylül üniversitesini kazandı. Fakat diğer yoksul öğrenciler gibi o da, AKP hükümetinin uyguladığı özelleştirme politikalarına maruz kaldı. Üniversiteli genç parasız kaldı. Para bulamayınca da başka çaresi olmadığı için kapkaççılık yaptı.

Bu yıl ki YGS sınavlarında iyi bir derece alan ve İzmir 9 Eylül Üniversitesini kazanan bir genç, paraya ihtiyacı olmasından dolayı kapkaççılık yaptı.  

Konya’nın Selçuklu ilçesinde, bir alışveriş merkezi yakınlarında N.E isimli bir kadının çantasının çalındığı ihbarı üzerine olay yerine gelen polislerin yaptığı araştırmalar sonunda, Alper K (21) isimli üniversite öğrencisi bir genç, olay yeri yakınlarında yakalanarak gözaltına alındı.
Üniversite öğrencisi Alper K, gözaltında verdiği ifadesinde “Param bitmişti. Paraya ihtiyacım vardı” dediği öğrenildi. Öğrencinin üzerinde yapılan arama sonucu 3 TL, çaldığı çantadan ise 5 TL çıktığı bildirildi.

Konya Numune Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Asayiş Şube Müdürlüğüne götürülen Alper K'nın Konya'da yaşadığı, bu yıl 9 Eylül Üniversitesini kazandığı, İzmir'e gidip kaydını yaptırdıktan sonra da tekrar Konya'ya döndüğü öğrenildi.

Haber: Ali Kavak
Ortak Yaşam Portalı
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yılmaz Güney'i Saygıyla Anıyoruz

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 

Büyük sinemacı, büyük oyuncu Yılmaz Güney 9 Eylül 1984’te Paris’te sürgünde ölmüştü.

Yaşamı yeni bir devrimci sinema yaratma mücadelesi içinde, çok ciddi zorluklarla, hapislere girip çıkarak geçti.

Türk sinemasında en derin izi o bıraktı.

Güney, aynı zamanda, çok zor beğenen eleştirmen Fethi Naci’nin takdirini kazanacak kadar (Boynu Bükük Öldüler) iyi bir edebiyatçıydı.

Şu paragraf onun yaşamını ve mücadelesini iyi sergiler:

“Yılmaz Güney, 1984’te –ölümünden altı hafta önce- İngiliz Televizyonu’nun hazırladığı, kendisini tanıtan belgesel filmde; yazdığı öyküden ötürü nasıl yargılandığını şöyle anlatır: ‘Hikaye küçük bir işçi kız hakkındaydı. Bir cümle vardı, kız, Eğer herkes eşit olsaydı, burası bir cennet gibi olurdu, der. Bundan hareket eden savcı, benim eşitlikten bahsederek, komünizm yaptığım sonucuna vardı. Ben o zaman mahkemeye, Komünizm ve sosyalizm hakkında hiçbir şey bilmiyorum, dedim, gerçekten de bilmiyordum. O, bana baktı ve Biz, sizin gibi insanları biliriz, siz her şeyi bilirsiniz, dedi. İşte o zaman gerçekten de her şeyi bilmemiz gerektiğini anladım.’ (Ben Yılmaz Güney’im, İkibine Doğru, sayı: 37, s. 50)” (Nihat Taydaş, Yılmaz Güney Sineması, Kalan Yay. s. 22)

(SoL Kültür)

Diğer Makaleler...

Sayfa 1 / 427

Başlangıç
Önceki
1

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

Şu anda 140 konuk çevrimiçi
toolbar powered by www.mit3xxx.de