Gilles Deleuze, Denetim Toplumları(*) başlıklı yazısında, bireyleri gözetleyen, aldığı nefesi bile denetleyen toplum yapılarını tarihsel, mantıksal ve programsal olarak üçlü evreye ayırarak inceler.
Deleuze, denetim toplumlarını tarihsel bakımdan incelerken Foucault’un benzer bir tanım olarak kullandığı ‘disiplin toplumları’na değinir, disiplin toplumları ile denetim toplumları her iki yazarın yaklaşım biçimlerindeki farklılıklar üzerine yapılandırılmışlarsa da içeriklerinden aynı anlama geldiklerini çıkarsayabiliriz.
Foucault, ‘Disiplin Toplumları’nın gelişimini onsekizinci yüzyıldan başlatmasına karşın, asıl gelişimlerini yirminci yüzyılda tamamlayabildiklerini, ‘doruk noktalarına’ çıkmaları ile açıklamaktadır.
Burada bir eksiklikten söz edilebilir, Deleuze’nin Denetim Toplumları, Foucault’un Disiplin Toplumları”, söylenenin aksine doruk noktalarına yirminci yüzyılda tırmandıklarının ötesinde, tırmanmayı yirmibirinci yüzyılda da sürdürmektedir. Bu ucu açık bir süreçtir. Başlangıcı ve gelişimi gözetlenebilir ama sonucu önceden kestirilemez. Her aşama kendinden sonraki aşamanın doruğu olsa da, doruk henüz yaşanmamış olandır. Tıpkı Hegel’in sentezi’nin, sonsal sentezden önce yeni bir tez olduğu gibi...
Her iki toplum da yaşamın her alanını doldurmak üzere gelişimini sürdürür. Kapattıkları ya da kuşattıkları alanlar, kamusal ya da özel alanları da kapsayacak biçimdedir. Bu kuşatma özel alanda sosyolojik olarak aile, okul, kışla, fabrika, hastahane, hapisane olarak birbiri içine geçmiştir ve bu kadarla kalmaz, her bir halka diğer alan için geçirgendir. Yine bu alanların sınırlarının belirgin olmadığını da eklememiz, Deleuze’nin de, Foucault’un da düşüncelerine aykırı sayılmasa gerektir. Bunun en somut örneğini Deleuze Rosselli’nin “Europa 51” filminden verir. Filmin kadın kahramanlarından biri, işçileri işbaşında gördüğünde, gördüklerininden işçilerin çalışma koşulları ve nesne olarak kendilerinin işçi ve fabrikada değil, mahkum ve hapishanede olduklarını düşündürecektir. Metaforik olarak emekçi mahkuma, işyeri ya da fabrika, hapisaneye evrilmiştir. Birbirlerinden kesin sınırlarla ayırt edilmesi olanaksızdır.
Tutukevlerinde çalışma nasıl ücretlendiriliyorsa, fabrikalarda da emekçiye ödenen ücret aynı serbest piyasa ekonomisince ve sermaye tarafından belirlenmektedir. Emekçi özgürken tutuklu, tutuklu da denetim ve gözetim altında tutukludur. Tutukluyla emekçi arasındaki en önemli ayrıcalık özgür emekçinin Denetim Topulunda denetleyenlerce denetleniyor, tutuklu olanın da Denetim Toplumu içindeki Disiplin Toplumunca disipline edilerek denetleniyor olmasıdır. Denetim ve disiplin diğerinde ilkenden biraz daha fazladır.
Foucault disiplin tanımını mali alanı da içerecek biçimde işlevselleştirir. Serbest piyasa modeline uygun biçimde davrandığını gözlemler, onun üretimi örgütlemeyip, vergilendiridiğini, bu biçimiyle de “Hükümranlık Toplumları” modelini izlediğini söyler. Hükümranlı Toplumlar’ın ille de monark, meşruti olması gerekmez, demokrasi maskeli diktatoryal da açıklıkla faşizan nitelikli de olabilir.
Denetim Toplumları’nın sonlu olduğunu belirtir Deleuze. Kendi krizlerini üreten kapitalizm gibi, Denetim Toplumları da kendi krizlerini üretirler. Krizler reform paketleri altında üretilir, günümüz Türkiye’sinde açılımların da kendi başına kriz nesnesi olması gibi. Deleuze bu yüztendir ki, eğitim kurumlarında, sanayide, hastahanede, hapishanede reform adı altında yeniden üretilenlerin ya da açılımların tükenişi içinde barındıracaklarını ve kendi sözleriyle yazarsak “bu kurumların işlerinin bitik” olduğunu bildirir. Şöyle sürdürür; “Yapılan aslında son ayinlerini ifa etmek ve bu alanlarda istihdam edilen insanları, kapıyı çalacak yeni güçler yerlerine yerleşene dek beslemeyi sürdürmekten ibarettir.” Bunu Disiplin Toplumlarının yerini Denetim Toplumlarına bırakması olarak gösterir ve geçiştir. Hangi rejim daha iyidir anlamsızdır, iyi yoktur, her ikisi de “berbattır” Dahası Deluze şunları da söyler; “Korku ya da umut çare değildir...”
Mantıksal bakımdan Denetim Toplumları da tarihsel işleyişe uygun gelişir. Fabrika canavarın iri ve kıllı gövdesidir ve görevi denge sağlamaktır. Üretim araçlarının mülkiyeti altyapısal kurumları belirlediği için de üstyapı buna bağımlı bir biçimde oluşur, vahşi kapitalizmin kurallarını serbest piyasa ekonomisi belirler ve aslında bu piyasa serbest de değlidir. Deluze şöyle formülleştirir; “üretimde azimi, ücretlerde asgari” Bu Marx’ın Kapital’de çözümlediği formülasyon ile bire bir örtüşür, en az masrafla en çok kâr mantığıdır. İşveren, asgari ücreti ölümle yaşam arasındaki çizgide belirler. İşçiyi ondurmaz da öldürmez de.
Bu mantığın onkesizinci ve izleyen yüzyıllarda geçerliliğini teslim etsek bile, yirmibirinci yüzyılda çok geçerli olduğunu düşünemeyiz. Sermaye ölümle yaşam arasındaki çizgiyi geri çekmiştir, yaşamdan çok ölüme yakınlaştırmış bulunmaktadır. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir, Dadaloğlu böyle söylüyor ve şimdi her işveren birer Dadaloğlu’dur. Ölen ölür çünkü geride ölenin yerini alacak yedek işsizler ordusu daima ölmeye amade hazır bulundurulur.
Deluz’a göre ; “Fabrika, bireyleri hem kitle içindeki herbir unsuru gözetim altında tutan patronun, hem de kitlesel bir direnişi seferber eden işçi sendikalarının lehine tek bir gövde olarak teşkil” ediyordur. Yine; "Yeteneğe göre ücret" adı verilen motivasyon prensibi milli eğitimleri kendine çekmekten geri kalmamıştır. Gerçekten de, nasıl korporasyon fabrikanın yerini alıyorsa, "sürekli eğitim" de "okul"un, denetimin sürekliliği ise sınavın yerini almaktadır.” Bunu Disiplin Toplumları’nın “görünüşte beraat”ı ile- ki bu iki hapis arasındaki hâl’dir, öte yandan bu belirsizlik ve kaygı Denetim Toplumları’nda sınırsız erteleme ile karşılanır. Deluze sınırsız ertelemeyi sürekli değişim halinde olma ile açıklar.
Ondokuzuncu yüzyılın kapitalizmi ile yirminci yüzyılın kapitalizmi (Ben buna içinde bulunduğumuz yirmibirinci yüzyılı da ekliyorum) üretime ve mülkiyete dönük bir kapitalizm olmanın da ötesinde birşeydir. Kapitalist yalnızca fabrikanın sahibi değildir, emekçiyi fabrikaya kapatıp, kuşatıp denetlemekle yetinmez, onun evine, çocuğunun okuluna da sahibidir. Pazarlar fethedilecek alanlardır. Kapitalist üretimle ulaşmaz günümüzde, onu daha geri ekonomilere bırakır. Satmak istediği ve yapmak istediği hizmet sektörüyle ilgilidir, satmak istediği de elindeki varolan stoklardır. Deleuze bunu üretim için kapitalizm değil, ürün için kapitalizm olarak gösterir. “Böylece,” der Deleuze “çürüme ve yozlaşma yepyeni bir güç kazanır.”
Deleuze buradan bir sonuca gidiyor; “Piyasaların işlemleri şimdi artık bir toplumsal denetim aracıdır ve efendilerimizin şerefsiz ekmeğidir. Denetim kısa-vadelidir ve devir adedi hızlıdır; ama aynı zamanda sürekli ve sınırsızdır; oysa disiplin süre bakımından kalıcı, sonsuz ve süreksizdir. İnsan artık kapatılmış insan değildir. Borç içindeki insandır. Kapitalizmin insanlığın, borçlanmak için çok yoksul, kapatmak içinse çok kalabalık dörtte üçünün aşırı sefaletini bir değişmez veri olarak tuttuğu ve sürdürdüğü doğrudur: Denetim sınırların aşınmasıyla ilgilenmemektedir yalnızca; gecekondulardaki ve gettolardaki patlamalarla da uğraşacaktır.”
Program açısından Denetim Toplumları düşüncesini bilimkurgu olmayan bir bilimkurgu ile açıklayabiliriz. Bilgisayarlarca ve uydularla denetlenebilir ve devinimleri saptanabilir elektronik kartlar –banka kartları başta olmak üzere- buna örnektir. Böylelikle yeriniz ve hesap haraketleriniz izlenebilir, görünülür kılınılabilir. Buna zorlamazlar sizi, siz gönüllü olursunuz, kart ya da kredi kullanmak için cep telefonlarızla da kolaylıkla ulaşabilirsiniz ve teslim olursunuz.
İlkel ve küçük olandan, gelişmiş ve daha büyük bir denetime geçiş... Kamusal ve özel alanların sürekli gözlenebildiği ve yönlendirilebildiği bir dünya...
Çağımız hızla kişiliksizleştirmeye ve uyumluluştırılmış, kişiliği yok edilmiş bireyselleşmeye sürüklüyor bizi.
Sorun direnebilmekte yani insan olabilmekte. Olmak ya da olmamak işte bütün sorun bu!
------------------------------------
(1)Giles Deleuze, Denetim Toplumları (Çeviren Ulus Baker), Sociétés de controle L?Autre Journal, 1992, Paris. Çevirerek yayımlayan Körotonomedya. Alıntılar bu denemeden yapılmıştır.
HALİT PAYZA
ORTAK YAŞAM PORTALI
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.